Ana Sayfa  |   İletişim

Mavi Dünya

16:15 - 17:45

Mesaj Gönder

Bir cinayet potpurisi ve referandum...
Referandum kampanyası arasında sıkışan kimi önemli gelişmeler oluyor. Bu gelişmelerin bir kısmı içinden geçtiğimiz zaman tünelini iyice aydınlatacak, tünele iyice mana kazandıracak türden... ....
Yazının devamı
 
 
Muhalefetin böylesi dostlar başına!
 
 
'Yıl 1907: "Kahramanımız", Doğunun eğitim problemlerine çözüm arayışıyla Padişah'la görüşmek için İstanbul'a gelir.' diyen Cemal Uşşak muhalefeti yazdı.

22/02/2010

Yıl 1907: "Kahramanımız", Doğunun eğitim problemlerine çözüm arayışıyla Padişah'la görüşmek için İstanbul'a gelir.
Ne var ki dönemin Sultan'ı II. Abdülhamit'ten umduğu desteği bulamaz.
Yıl 1908: Kahramanımızın yeri "Hürriyet ve Meşrutiyet taraftarları"nın yanıdır. II. Abdülhamit istibdadına karşı mücadele etmektedir. İttihat'çılarla dostluğu, Hürriyet'in ilanının ikinci günü düzenlenen Selanik Hürriyet Meydanı'nda kürsüye çıkan birkaç kişiden birisi olacak seviyededir. Ayrıca "hürriyet uğruna" Makedonya dağlarına çıkan Resneli Niyazi Bey'e ağıtlar yakacak seviyede de hürriyetçidir.
Yıl 1911: İttihatçılar iktidardadır. Ne var ki kahramanımız huzursuzdur. Çünkü iktidar, "bataklık yoluna" sapmıştır. Kimi üst düzey yöneticilerin kıymetlerini takdir eder, "hamiyetlerinden şüphesi" yoktur ama iktidarın bazı unsurları komitacılığa ve şiddete başvurmakta ve muhaliflerine karşı garazkâr davranmaktadır.
Yıl 1918: Kahramanımız esaretten İstanbul'a dönmüştür. İstanbul'da ise siyaset cadı kazanı gibi kaynamaktadır. Savaşın sorumlusu tutulan İttihatçılar yerden yere vurulmaktadır. Kahramanız ise muhalefetin dozundan ve üslubundan şiddetle rahatsızdır. Çünkü İttihatçılar'ın muhalifleri Genelkurmay Başkanı Enver Paşa ile Ermeni Komitacısı Antranik'i; Yunanistan Başvekili Venizelos ile Sadrazam Sait Halim Paşa'yı aynı kefeye koymaktadırlar.
İttihatçılar'ın müdafaası bu defa kahramanımıza düşer. Her iki tarafa birden vurulamaz, vuranlar da onun nazarında "sefildir."
Cumhuriyet Dönemi: Kahramanımız II. Abdülhamit'in ruhaniyetinden özür diler. O, kendi tabiriyle "Şefkatli Sultan"ın istibdadına (!) boyun eğmemiştir ama daha sonra gelenlerin istibdatları onu fersah fersah aratmıştır. Ayrıca Sultan Abdülhamit'in istibdadı, "mecbur olduğu" bir istibdattır.
Sözünü ettiğimiz hikâyenin kahramanı, fikriyatının etkisi halen devam eden, Sayın Başbakan'ın kendisi olmadan Türkiye'nin eksik kalacağını söylediği Bediüzzaman Said Nursi'dir. Hayatı boyunca siyasi iktidarlar karşısındaki muhalefetini de, desteğini de her zaman ilkelere dayandırmıştır.
"Bunları ne diye" mi yazıyorum? Muhalefetin evlere şenlik zikzakları karşısında, zihnimde tarihimizden "seviyeli muhalefet örnekleri" ararken hatırlayıverdim de ondan.
Bizim muhalefetimiz, özellikle CHP'nin tavrı tam evlere şenlik!
Demokratik açılıma karşı.
Alevi açılımına karşı.
Azınlıklarla ilgili açılımlara şiddetle karşı.
Komşularla münasebetlerimizin normalleşmesine "dolaylı yoldan" karşı.
Ya neyin yanında?
"Ergenekon mağdurları"nın yanında.
Bir de, "sivil vesayete ve yargı üzerindeki siyasi baskılara" (!) karşı.
Hani derler ya, "Dinime dahleden bari Müselman olsa" (!)
"Yargı üzerindeki baskılardan" şikâyet eden CHP, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde 151 defa Danıştay'a gitmiş. Her defasında da talebi istikametinde ve tabii ki hükümetin icraatlarına fren mahiyetinde sonuçlar elde etmiş.
CHP-üst yargı bürokrasisi ilişkisi, rakibine her mağlup olduğunda onu "dayısı"na dövdüren, mahallenin mızıkçı çocuğunun tavırlarından farksız.
Muhalefetin böylesi, "Mirim, bizde muhalefet dediğin böyle olur" dedirtecek cinstendir.
Bu arada, Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner vak'asıyla birlik, epey zamandır doğum sancılarını hissettiğimiz, "nur topu" (!) gibi yeni bir muhalefet odağının doğmuş olduğunu görmüş olduk: ÜYK (Üst Yargı Kurumları).
CHP-ÜYP ilişkisi şimdiye kadar, paslaşma ve destek kabilinden olagelmişti. Bundan böyle ÜYP'nin sahada doğrudan rol alacağı açıkça gözüküyor.
Yedek kulübesinde, siyasi aktör olarak bekleyen başkaca unsur da kalmadı zaten.
Hayırlı uğurlu olsun. (!)
 

Bu yazi 2960 defa okunmustur...

KATEGORIDEKI DIGERLERI

02/09/2010 - 09:28 Bir cinayet potpurisi ve referandum...

01/09/2010 - 10:38 Yedek subaylık kalkarken

31/08/2010 - 09:04 13 Eylül sabahı

30/08/2010 - 09:13 Bugün, TSK için yeni bir dönem başlıyor...

26/08/2010 - 10:01 İmam katili PKK için sonun başlangıcı

24/08/2010 - 10:12 Hanefi Avcı ne demek ne yapmak istiyor?

23/08/2010 - 10:01 Oyun içinde oyun

20/08/2010 - 09:44 PKK yine sabotaj peşinde

19/08/2010 - 09:59 TÜSİAD niye referandumda 'evet' diyemiyor?

18/08/2010 - 10:25 Korku devletinden demokrasiye

17/08/2010 - 09:08 Kürtlerin zaferi

16/08/2010 - 09:12 Bir komutana veda ederken

13/08/2010 - 09:23 Özelleştirme iyidir

12/08/2010 - 11:12 Türk demokrasisinde tarihî dönüşüm

11/08/2010 - 09:34 Ey Türkiye'nin solcuları, uyanınız!

10/08/2010 - 10:12 Mankurtlar (I): Moğollar ve darbeciler

06/08/2010 - 11:13 Herkes yerlerine, marş marş!

05/08/2010 - 09:56 Kuvvet Komutanını kim atar?

04/08/2010 - 09:04 'Evet'in haysiyeti

03/08/2010 - 10:34 Askeri kim kurtaracak?
 

Moral FM © 2008 Tüm Hakları Saklıdır
Adres: Sanayi Caddesi Bilge Sokak No: 2 34530 Yenibosna / İstanbul
Telefon: (0212) 652 7666 - (0212) 551 3225 - Faks: (0212) 652 7669
Tasarım & Yazılım : Network Yazılım